3 Ekim 2009 Cumartesi

ATATÜRK ' Ü YARATAN KARGALARDIR

Mustafa filmini izlemedim; izlemeyi de düşünmüyorum; ne mutlu ki
bazı şeyleri izlemeden izleyebilenlerdenim!

Ama o filmin reklamında gördüğüm kadarıyla, ciddi bir film değildi;
art niyet taşıması kuşkusu olsa da olmasa da.

Yani reklamında gördüm ki küçük Mustafa'nın koştuğu yer, bir mısır
tarlası değildi. Reklamın o bölümünde ben ortada mısır falan
görmedim. Atatürk'ün; Kurtuluş Savaşı öncesi çok yalnız olduğu ise
gerçektir. Yalnız olmayan büyük adam var mıdır? Hz. Muhammed bile
dağa, mağarasına kaçardı toplumdan. Ama Atatürk'ün yalnızlığı;
bireysel bir yalnızlık değil düşüncelerinin yalnızlığından,
tekliğindendi. Şu an bile örneğin; ''Ben aya yürüyerek gitmeyi
başarmak istiyorum.'' diyenin çevresinde pek insan kalacağını
sanmıyorum!

Atatürk'ü yaratan üç temel neden vardır:

1-Güçlü genetik yapısı,

2-Çocukluğunda karga kovmuş olması,

3-Emekçi bir ailesinin olması.

Güçlü genteik yapısı; görünümünden ve yaşamından belli. Çocukluğunda
karga kovmuş olması ise duygusal, düşünsel kişiliğinin gelişiminde
büyük etken. İnsan, doğayı değiştirirken, doğa da onu değiştirir.
Karga savaşlarıda Mustafa'ya bir çok şey kazandırmıştır yani
kargalar çok şey öğretmiştir ona; ilk öğretmeni kargalardır
denilebilir. Karga savaşları ona; dostu, düşmanı tanımlamayı
öğretmiştir küçük yaşta. Ailesinin, sevdiklerinin malına mülküne
zarar verene, kötü demeyi öğretmiştir. Siyahın kötü olduğunu
öğretmiştir. İşe yaramaz, zararlı olanın, başkasının toprağına gelip
zarar verenin; düşman, kötü olduğunu öğretmiştir. O'na amaç ve
taktik öğretmiştir. Başarıya nasıl gidileceğini ve düşmanın
zaaflarını saptamayı öğretmiştir. Onu bedenen eğitmiş,
dayanıklılaştırmış, mükemmellleştirmiştir. Ona, yorulmamayı,
yılmamayı, mutlaka başarmayı öğretmiştir. Ona; kendine güven duymayı
öğretmiştir. Çünkü ''Dayısının koskoca tarlasının sayısız mısırını,
kocaman bir karga sürüsünden koruyan bir aile kahramanıdır o.''
Çocukların gözünde; bir iş başarmak ve büyüklerinin onu takdir
etmesi, ona güvenmesi heyecan ve mutluluk verici bir olaydır.
Atatürk eğer çocukluğunda karga kovmamış olsaydı, belki bir subay
olmayı bile düşünmeyecekti. Ya da güçlü genetik yapısı yine de onu
subay olmaya yönlendirecekti. Yani her ikisi de Atatürk'ün
kişiliğinin oluşmasında çok önemli. Kargalar daha onu, çocukken bir
asker, bir kahraman yapmışlardı ruhen, kişilik olarak. Yani Mustafa;
ya Atatürk olacaktı ya Atatürk! O buna zorunluydu.

Ailesi emekçiydi; babası kereste tüccarıydı. Yani ormanla, toprakla,
köylülerle, köylerle, üretimle, ağaçları kereste haline getirmekle
ilgiliydi. Dayısı ziraatçı; mısır tarlası olduğuna göre. Demek ki
emek, Atatürk'ün yaşamında çok büyük öneme sahip. Bu da ahlak
demektir. Masonluğun da duvarcılığa dayalı olması, emeğin inançlar
üzerindeki önemli etkisini gösteriyor. Emeğe ilgi; insan kişiliğinin
ve ahlakın oluşmasında çok önemlidir.

Eğer Osmanlı Devleti; Birinci Dünya Savaşı sonunda işgal edilmeseydi
Atatürk var olabilir miydi? Evet var olabilirdi çünkü ortada işgal
falan yokkenden önceleri padişaha karşı siyasi etkinlikler
içindeydi. Padişah karşıtı çalışmalarındna dolayı hapis cezası
almıştı da...Yani çocukluğunun edinimleri artık önlenemezdi. O;
mutlaka bir düşman bulacaktı. O savaşmayı; kötüyü, zararlıyı,
yanlışı saptamayı, algılamayı öğrenmişti çünkü çocukluğunda
kargalardan. Osmanlı hiç işgal edilmeseydi; yapacak başka bir şey
bulurdu; örneğin padişahlığı yıkmak gibi. O; tarlayı, mısırları ve
kargaları görmezlikden gelemezdi artık.

Bu nedenle bence okullara bilardo dersi, seksoloji dersi gibi
dersler koymak yerine; karga kovma dersleri, konulmalı. Ve Atatürkçü
aileler; yaz tatillerinde çocuklarını, karga kovmaları için köylere
götürmeliler. Üstelik ülke yine karga dolmuşken; karga kovma sanatı
çok yayarlı olur düşüncesindeyim.

Karga; hem zekidir hem 200 yıl yaşayabilir hatta 400 yıl; hem de
konuşabilir. Yani iyi bir öğretmendir; dilbilimden tıbba kadar;
savaşdan sanata kadar! Kung-fu'da da savunma figürleri, hayvanlar
bazı dövüşgen hayvanlar üzerine kuruludur. İnsanlar doğadan çok şey
öğrenmişlerdir ve daha öğreneceklerdir.

Atatürk bilge bir adamdı da. Batılı bir yazar, Atatürk'ü kötüleyen
bir kitap yazmış ve o kitap Türkiye'de yasaklanmış ama Atatürk'ün bu
yasakdan haberi yok. Birgün haberi olmuş, getirin şu kitabı bir de
ben okuyayım, demiş.. Okumuş ve ''Kitabı serbest bırakın.'' demiş.
''Ama sizi kötülüyor bu kitap.'' demişler. Atatürk gülerek, ''Valla
az bile kötülemiş!'' Kendi kişiselliğine öylesine hoş görüyle ve
bilgelikle yaklaşabilen biri yani. Ve o kitap serbest bırakılmış, şu
an bile var; bu anı da kitabın başında anlatılıyor zaten. Bazıları
karikatürlere bile katlanamıyorlar ya, duyurulur. (Kitabın adı:
Bozkurt; yazarı: H.C. Armstrong; 5. baskı; Yer: Çevirenin önsözü-IX
nolu sayfa.)

Bir kişiyi hiç sevmem: Düşmanına ön yargıyla yaklaşanı.

Atatürk karşıtları varsa eğer; bunu iyi düşünsünler. İnanıyorum ki
tüm peygamberler bile Atatürk'e sevgi ve saygı duyarlardı. Ya ben
dinsizim yine de peygamberlere ve dinlere sevgi ve saygı duyuyorum.
Dinliler benim yaptığımı başaramazlar mı?

Saygılarımla.

Necdet Gürçiftçi
2009-eylül

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder